Giriş Kayıt

ÜYE GİRİŞ

Kullanıcı Adı *
Şifre *
Beni hatırla

Bir hesap oluşturun

Yıldız (*) işaretli alanlar gerekli.
İsim *
Kullanıcı Adı *
Şifre *
Şifre doğrulayın *
E-posta *
E-posta doğrulayın *
Captcha *

Danışmanlarımızdan Makaleler

Yöneticilerin Eksik Olduğunu Hissettikleri Alanlar

Bir çok şirkette başarıyı çabaları ile hak edenler, hızla kariyer olanaklarına kavuşup, yönetiliğe terfi ediyorlar. Bazen şirketin en hızlı satıcısı, bazen üretim sürecinde verimliliği arttıran mühendis, bazen de finansal yönetimde şirkete operasyon dışı gelirler üreten finansçılar hızla yükselebiliyor. 

Buraya kadar herşey çok güzel giderken, birden o kişilerden beklentiler değişmeye ve istenenler artmaya başlıyor. Çok iyi iş yapan bu kişilerin artık onlara bağlı kişilere de örnek olarak onların da iyi iş yapmaları bekleniyor. Oysa bu başarıyı hızla yakalayan kişiler, hedeflerin artmasını kendi çabalarının da artması gerektiğine bağlıyorlar. Yanlışlar burada başlıyor. Onlardan beklenen tüm bölümün çalışmalarını kendilerinin yapması değil, tüm bölüm çalışanlarının yapması iken, bu dengenin nasıl kurulacağı söylenmiyor. İçlerinden bazıları hem kendi çalışmalarını arttırp hem de artık onlara bağlı çalışanlardan bunu bekliyor. Ancak sonuç sizin de thamin ettiğiniz gibi, çalışanlar aynı şekilde eski yönetemle çalışıyor, bizim yönetici daha fazla çalışıyor. 

Devamını oku: Yöneticilerin Eksik Olduğunu Hissettikleri Alanlar

Sıfırdan Milyarderliğe Ulaşanlar

Dünyada son 25 yılda sıfırdan başlayarak milyarder olanların sayısı 800 kişiyi aştı. Bu kişilerin yarattıkları şirketlerin değeri 5 Trilyon doları geçiyor. Bu sayı toplam milyarderlerin 2/3ü kadar. Geri kalanlar ya babadan ya da eşten kalan mirasla milyarder konumundalar. Gayri safi Hasılanın % 7 sini oluşturan bu 800 kişiyi John Sviokla ve Mitch Cohen araştırmış. Bunların bir kısmı ile mülakat yaparak nasıl başarıya ulaştıklarını keşfetmeye çalışmışlar. Onların yazılarından size özet olarak aktarmaya çalışacağım.

Öncelikle bu milyarderlerin dünyaya bakışları bizlerden farklı; Onların bu bakış açısı, iyi fikirleri büyük işlere dönüştürmeye yaramış. Bu kişilerin ortak özelliklerine baktığımızda, işlerini geliştirirken 5 alışkanlıklarının benzer olduğunu görüyoruz.

Fikir, Zaman, Risk , Aksiyon, Liderlik

Bu alışkanlıklara üretme kelimesini ekliyorlar. Müşterilerinin var olduğunu bilmediği ürün ve hizmetleri üretmek onların işi. Zuckenberg’in Facebook u gibi. Bu milyarderlerin en az dörtte biri eski çalıştıkları şirketlerden kovulmuş kişiler. Onlar şirketlerinin yavaş ve sıkıcı karar alma mekanizmalarına direnmiş ve dolayısıyla dışlanmışlar.

Devamını oku: Sıfırdan Milyarderliğe Ulaşanlar

Kadın Müşterilere Satış Yaparken 20 Kural

Yapılan araştırmalara göre perakende satışların % 80 i kadın müşterilere yapılıyor. Kadın hem kendine, hem eşine hem çocuklarına alışveriş yapıyor. Mutfaktan giyime kadar kadın hep ön planda. Kahverengi eşya ve teknoloji ürünlerinde bu oran düşüyor, ancak TV nin bazen rengine bile evin kadını karar verebiliyor. Bu durumda işyerinizi kadınlara sevdirmek çok önemli. Prof.Herbert N. Casson şöyle anlatıyor:"Kadınlar hem gezer, hem de mal satın alırlar. Onlar istediklerini buluncaya kadar yorulmadan mağaza mağaza dolaşırlar. Bu kadınlardan biri mal alırsa, diğer üçü sadece tezgahtarı yorar. Genellikle bir mağazaya giren kadın, mal almak için değil de, sizin sattığınız malı diğer mağazaların malı ile karşılaştırmak ve ölçmek için, yani hangisini alırsa daha iyi olacağını anlamak için gelir."

Amerikan Sosyetesinin meşhur simalarından Mis. Bot Leyt bir makalesinde kadın müşterilere satış sanatının yirmi kuralını şöyle sıralamıştır:

1.Kadın müşteri mağazaya girdiğinde satış elemanları kendi aralarında konuşmayı derhal bırakmalıdır. Kadın müşteriler bu tarz hareketlerden hoşlanmaz.

2.Kadın müşterileri misafir gibi karşılamak onların hoşuna gider.

Devamını oku: Kadın Müşterilere Satış Yaparken 20 Kural

Şirketlere Yeni Eğitim Olanakları

Bildiğiniz gibi birçok şirkette çalışanları ve yöneticileri motive etmek ve onların bilgi ve yetkinliklerini arttırmak için sürekli eğitim sistemleri kurmak gerekiyor. Yenilenen ürünler, satış ve pazarlama politikaları, rekabet ve piyasa şartlarını sürekli güncelleyerek, çalışanlarına aktaran şirketler bir adım öne geçiyor. Verimliliği ve çalışanların etkisini arttırmak için eğitim ve koçluk her geçen gün daha önem kazanıyor. Bazı şirketler çalışanları için Üniversitelerin ilgili bölümlerinden destek alırken, bazıları piyasada bu konuda eğitimler veren özel şirketlere yöneliyor. Çalışan sayısı fazla olan şirketler ve kurumlar ise kendi eğitim bölümlerini kurarak, kendi eğitmen kadrolarını istihdam ediyorlar.

Devamını oku: Şirketlere Yeni Eğitim Olanakları

Uygulamalı İletişim Eğitimlerinin Başarısı

Günümüzde yetişkinlere eğitim vermek ayrı bir uzmanlık alanı oldu. Yıllarca orta ve yüksek öğretimde okuyarak iş hayatına başlayan gençler, işyerlerinin sıkıcı oryantasyon ve teknik eğitimlerinden sonra, artık eğitim dendiğinde kaçmaya çalışıyorlar. Yöneticiler ise onlara harcanan para ve zamanın değerini bilmediklerini dillendirerek, şikâyet ediyorlar. İşte bu aşamada eğitim programlarının tasarımı, eğitim danışmanının uygulaması önem kazanıyor. Yıllarca konferans ve sınıf düzeninde eğitim alan gençler, artık bir sandalyede 8 saat ders dinlemek istemiyor. Aslına bakarsanız hiç ders dinlemek istemiyor. Sadece iş hayatında işlerine yarayacak basit tüyolar duymak istiyorlar. Bu tüyoları veren kişilerin de sektör deneyimi veya iş deneyimi olması önem kazanıyor. Örneğin hayatında hiçbir şey satmamış bir eğitim danışmanından duydukları konular, onlar için nasihat olarak algılanıyor. Oysa deneyimli kişilerin anlattıkları örnekler daha ilgi çekici ve akılda kalıcı oluyor. Bunu daha iyi anlamak için bir yurtdışı turizm gezisi yapmak yerine kitaptan okumayı veya video seyretmeyi, gerçekten geziyi yapmak arasında farklar olarak düşünmemiz gerekir. Geziyi kendiniz yaptığınızda, ilginizi çeken yerlere daha dikkat edebilir, zamanınızı oralarda geçirirsiniz. Oysa size sunulan kitap veya videoda yazan ya da üretenin odak noktalarını izlersiniz.
Eğitimlerde iki temel öge yukarıdaki nedenlerden önem kazanıyor.
1.Eğitim Programı
2.Eğitim Danışmanı
Eğitim programı hazırlanırken ders süresi % 30, uygulama veya tartışma süresi % 70 olarak planlanmalıdır. İşlenecek her konu bir yetkinliğin geliştirilmesi ile ilgili olmalı ve kesinlikle uygulama ile geliştirilmesi istenen yetkinlik pekiştirilmelidir. Her yetkinlik için doğru tanım yapıldıktan sonra, uygulandığında avantajları, iş hayatı örnekleri ile verilmeli, uygulama ile de yetkinliğini geliştirme yöntemleri öğretilmelidir. Örneğin etkili dinlemenin önemi örnek video veya olaylarla gösterilip, etkili dinleme uygulamasında, role play veya oyunlarla nasıl yapılmasının öğretilmesi gerekir.


Eğitim Danışmanı eğitime katıldığı konu hakkında deneyimli olmalıdır. Örneğin hiç çağrı merkezinde çalışmamış, ya da yöneticiliğini yapmamış bir Danışman, çağrı merkezi çalışanlarına eğitim vermeğe kalkarsa hüsrana uğrayabilir. Yanlış örnekler ve katılımcıların yanlış yönlendirmeleri, eğitim sürecinin başarısız olmasını getirir. Öte yandan deneyimli olmak da eğitim başarısını sağlamıyor. Eğitim Danışmanı eğitimci olarak değil moderatör olarak programı uygulamalıdır. Vermek istediği fikirler kendisinden değil katılımcılardan gelmelidir. Katılımcıları eğitime dahil edip, onların iyi ve kötü deneyimlerini vermek istediği mesajla özdeşleştirmesi gerekir. Öte yandan iyi bir eğitim danışmanı yaratıcı olmalı, role play, iletişim oyunları ve sunumlar çok farklı ve şaşırtıcı olmalıdır. İnsanlar şaşırdıkça(olumlu anlamda), akılda kalma oranı yükselir.

tayfun.turkalp