Giriş Kayıt

ÜYE GİRİŞ

Kullanıcı Adı *
Şifre *
Beni hatırla

Bir hesap oluşturun

Yıldız (*) işaretli alanlar gerekli.
İsim *
Kullanıcı Adı *
Şifre *
Şifre doğrulayın *
E-posta *
E-posta doğrulayın *
Captcha *

Yöneticiler ve Tarih

Sultan II. Abdülhamid, tahtan indirildikten sonra Fethi Okyar'a şöyle diyor :“ Ne ben sizleri tanımışım, ne de sizler beni. Yazık olmuş.”

Bir kişi düşünün, korkaklıkla suçlanan, ama pek çok cesur çıkışı var. O kişi tutucu olmasına rağmen sürekli yeni ufuklar için gayret etmiş olsun. Hem kimseye güvenmesin, hem de güvendiklerine gözü kapalı inansın. Adı zorbaya çıkmış olsun, fakat onun öfkesine hedef olanlar onu hoşgörülü bulsunlar. Kaba ve hoyrat olarak tanıtılmış olsun, fakat nezaketi ve inceliği pek çok kimse tarafından övülsün. Buna benzer yüzlerce çelişkiyi bir insan kişiliğinde nasıl barındırabilir?

Birbirine düşman, birbiriyle çelişkili pek çok özelliği bir arada bulunduran bu kişi Sultan II. Abdülhamid’dir. Hemen hemen yüz senedir tartışılmasına ve onu düz ve sıradan bir insan olarak görmek isteyen tarihçiler tarafından didiklenmesine rağmen, renkli ve çelişkili olduğu için, şimdiye kadar gerçek kimliğinin ortaya konmasına izin vermemiş, kendini gizlemiştir.

II. Abdülhamid, insan ruhunun karmaşasını bilen ve zıtlıkların dengesini kurabilecek; karmaşık, aykırı ve çelişkili insanlarla baş edebilecek ve insana ait hiçbir şeyin şaşırtmayacağı derin ve parlak zekalı sanatçılar için çok zengin ve derin bir malzemedir.


 

7 yaşında annesini, 19 yaşında da babasını veremden kaybeden Abdülhamid bu hastalığın gölgesinde yaşadı. Amcası Abdülaziz’in tahttan indirilmesi, arkasından da intihar etmesi veya öldürülmesi ve onun yerine tahta geçen ağabeyi V. Murad’ın çıldırması nedeniyle, hiç beklemediği bir zamanda padişah oldu. Sürekli tahtını kaybetmenin korkusunu yaşadı.

Zamanını doldurmuş bir imparatorluğun başında, Süper Güçlerin güçsüz bir padişah istemelerine rağmen, otoritesini kullanarak görevini yapmaya çalıştı. Yönetimini beğenmeyenler tarafında tahttan indirildikten sonra, önemli konularda görüş ve tavsiyeleri için kendisine başvuruldu.

Birbiriyle çelişkili özelliklerinin bazılarını seçip tahmin edilebilir bir şahsiyet oluşturmak yerine, yaşadığı olayların neticesinde çelişkili tüm özelliklere sahip çıkan, belki de kendisiyle kavgalı olan Abdülhamid, elinde olmadan hayatı hem kendisine zorlaştırdı, hem de hükmettiği insanların kafalarını karıştırıp onları bunalttı. Fakat Abdülhamid’i tahttan indirip onu unutturmak isteyenler, ona görkemli bir cenaze töreni düzenlediler.

Yakın Tarihimize damgasını vuran Abdülhamid hakkında çok malzeme var. Bu dönemda yaşayan ve anılarını yazan pek çok kişi araştırılınca, onun gerçek portresi ortaya çıkarılabilir. Fakat iki şartla:

Hem bu süslenmiş anıları değerlendirirken, herkesin olayları kendi açısından yazdığını kabul ederek. Hatta çoğu kez en çok kabahati olanların en önce şikayete kalkacaklarını unutmadan, satıraralarını okuyarak.

Hem de okuyucularını, insan ruhunun karanlıklarına soktuktan sonra, insanoğlunun ne çapraşık bir yaratık olduğunu sergileyerek, onları gün ışığına çıkaran Dostoyevski’nin hassasiyetini göstererek. İnsan ruhunun derinliklerini aydınlatarak.

ACABA HANGİSİ DOĞRU?

Ayşe Sultan babası II. Abdülhamid tahttan indirildikten sonra Selanik'te sürgündeyken Muhafız Kumandanı Rasim Bey ile ilgili bir hatırasını anlatıyor :

" Bir gün Rasim Bey huzura gelmişti. Babam onunla görüştükten sonra içeri girdi. Biz de orada bulunuyorduk. Birdenbire :

A- Bu adam hayatı bizlere zindan ediyor. Bize böyle davranılmaz ki. Zatı Şahaneye ( kardeşi Sultan Reşad’a ) bildirelim de, buraya yol yordam bilen bir Muhafız Kumandanı yollasın.

B- Bu adam cidden pek iyi bir hapishane müdürüdür. Hakikaten işini dikkatli yapıyor, dedi ve gülerek ilave etti, vaktiyle bu adamı tanımış olsaydım mutlaka aynı hizmette kullanırdım. Bu işin bundan daha ehli bulunamaz.

C- Bu adam bizlere hayatı zindan ediyor. Bunlar Yıldız’a ( Saray’a) yürürken beni ikaz etmişlerdi. “ Bir emir verin, bunları ( Hareket Ordusunu ) geldikleri yere kadar kovalıyalım“ demişlerdi. Onları dinlemedim. Şimdi hep bunun acısını çekiyoruz dedi.”

Doğru Cevap: B