Giriş Kayıt

ÜYE GİRİŞ

Kullanıcı Adı *
Şifre *
Beni hatırla

Bir hesap oluşturun

Yıldız (*) işaretli alanlar gerekli.
İsim *
Kullanıcı Adı *
Şifre *
Şifre doğrulayın *
E-posta *
E-posta doğrulayın *
Captcha *

Adnan Nur Baykal Kitapları

“ Sunumdan Korkanlara Adeta Bir İlaç”

Sunumdan gerçekten kaçış yok mu?

Adnan Nur Baykal: Sunumdan kaçış var, ama bedeli çok ağır. İş hayatınızda ilerleme imkanınızı zedeleme ve özel hayatınızda da çevrenizle ilişkinizi zayıflatma pahasına sunumu gözardı edebilirsiniz.

Sunumu geniş anlamda alıyorsunuz.

ANB: Evet. Sunum kişinin çevresini bilgilendirmesidir, ikna etmesidir ve kendini ifade etmesidir.

Halbuki sunum denince iş hayatında genellikle PowerPoint sunum kast edilir.

ANB: Kitabımda ben sunumu geniş anlamında alıp, tarihçesini ve felsefesini anlatıp, ondan sonra PowerPoint sunuma geçiyorum. Sunumu sadece slayt dizesi olarak görmek çok eksik olur.

 

Böyle bir kitap yazmaya nasıl karar verdiniz?

ANB: ‘Sunumdan Kaçış Yok’ benim onuncu kitabım. Birinci kitabım olan ‘Mustafa Kemal Atatürk’ün Liderlik Sırları’ 60 000’den fazla sattı.

İzmir’de dünya çapındaki bir konfeksiyon şirketine ‘liderlik’ konusunda bir sunum yaptım. Arkasından da dünya çapında sunum nasıl yapılır? diye sordum kendime.

Sunumun lokali (domestiği) dünya çapındası (cihanşümulu) olur mu?

ANB: Her şeyde olduğu gibi sunum konusunda da bu olur. Yakınlarda ölen Steve Jobs dünya çapında sunumun üst noktalarındandı. Sunumları heyecanlı bir macera filmi gibi izlenirdi. Bir de ben yaptım oldu diye sunum yapabilirsiniz. Dünyada günde otuz milyon sunum yapıldığı tahmin ediliyor. Yapılan anketlere göre bunların % 84’ü sıkıcı.

O zaman iyi bir sunum yapmak zor.

ANB: İyi sunum yapmak bir teknik ve gayret gerektiriyor. Eğer sunum tekniğini bilirseniz ve gayret ederseniz büyük bir ihtimalle iyi bir sunum yapabilirsiniz. Zaten okuyucularıma ‘ Sunumdan Kaçış Yok, ama Siz Merak Etmeyin’ mesajını veriyorum.

Sunum yapmanın iş hayatındaki önemi nedir?

ANB:İş hayatında iyi sunum yapıp da başarısız olan birini biliyor musunuz? Ben bilmiyorum. Veya iyi sunum yapamamasına rağmen şirketlerin tepelerine ulaşan bir yönetici tanıyor musunuz?

Kendini, yaptıklarını doğru ve tam ifade edemeyen bir yönetici başarılı olamaz. Başarılı öğretmenlerinizi, profesörlerinizi hatırlayın. Bunlar muhakkak iyi sunum yapan, derslerini sevdiren öğretmenlerdi, pofesörlerdi.

Özel hayatta da iyi sunum yapan, dışa dönük insanlar ilgi çekerken, sunum yapamayan kişiler içe dönük pasif bir karakter sergilerler. Bu kitaptan bu kişilerin de öğreneceği çok şey var.

Yaptığınız ilk sunumu hatırlıyor musunuz?

ANB: Ben çekingendim. Sunum serüvenim geç başladı. İlk başarılı sunumumu 34 yaşında İngiltere’de yaptım. Alfred Hitchcock sayesinde çok başarılı oldum. Kitabımda sunum serüvenimi ayrıntılı bir biçimde anlatıyorum.

İyi bir sunuma hazırlık sürecinde, sunum esnasında olmazsa olmazlar nelerdir?

ANB: Eğer yapacağınız sunumun konusuna hakim değilseniz veya hazırlanacak yeterli bir süreniz yoksa, iyi bir sunum yapmayı beklemeyin. İnsanları az sıkmaya, mahçup olmamaya çalışın.

Sunum esnasında ise konsantre olmanız çok önemli. Sunumdan sonra ne yapacağınızı, nereye gideceğinizi düşünmeyin bile. Sanki sunum yapacak ve öleceksiniz. Sunumu yoğun yaşayın.

Sunumu izleyiciler için yapıyorsunuz. Kim olduğunuz, ne çok şeyler bildiğiniz hiç önemli değil. İzleyicilerin beklentileri nelerdir? Bunları onları sıkmadan, hatta eğlenceli bir şekilde nasıl anlatabilirsiniz?

İzleyicilerin sunumunuza verecekleri tepkileri takip edin. Sunumunuzun kahramanı siz değilsiniz. İzleyiciler memnun kalırlarsa, sunumunuz başarılı geçmiş demektir.

Sunumda hangi konulara mutlaka dikkat etmek gerekir?

ANB: Kitabımda bunları tek tek anlattım. Fakat bana göre en önemli husus, sunumu yapan konuşmacının izleyicilere davranışı. ‘Gerçek Kimliğinizi’ gizleyip, ‘İmaj Kimliğinizle’ sunum yaparsanız bu sırıtır. Her zaman karşınızdakilerin en az sizin kadar akıllı olduklarını düşünün ve sunum yaparken kendiniz olun.

Türkler sunum konusunda genel olarak nasıl?

ANB: Sunum konusunda genlerimiz biraz sorunlu. Sorulursa söylemek, büyüklerle aşık atmamak, haddini bilmek şeklinde hüküm sürmüş olan bu anlayış, yakın zamanlara kadar kendini göstermeyi, yani sunum yapmayı hoppalık, hafiflik olarak görüyordu. Senyorite prensibi sunum yapmayı riskli bir hale getiriyordu.

Sonradan sadrazam olan Ali Paşa meslek hayatının başında bir mecliste fikir beyan etmek istediğinde, ‘ne oldu? Topal eşekle kervana mı katılmak istiyorsun?’ diye susturulmuştu.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

ANB: ‘Sunum yapmak doğuştan gelen bir yetenektir, bende ise bu yetenek yok’ diye düşünmeyin. Karşınızdakilerin diliyle konuşabilmek, ikna edebilmek, bildiklerini kolaylıkla karşınızdakilere aktarabilmek, öğrenilebilecek yeteneklerdir. Yeter ki bunu isteyin.